Başı dumanlı dağlarıgörünce keyiflenirim
çıngırakların sesine kapılırım burada
buzul gölgesinde
soğuk rüzgarlar içimi okşadığında
vilayetler aklıma yansır
Erzurum,Sakarya,İstanbul...
herbiri ayrı bir ahenk
ayrı bir coğrafya
taşır gönlümde
uzanıp giderim çağlayanlara
yosun kokan nehirlere
ta ki okyanuslara kadar
bu yetmezmiş gibi
gökyüzünün maviliğine aldanırım
siyah bulutlar asabileşir
gürler
şimşek çakar
sonunda asit olur,akar
sızlayantoprak
gülümser,beslenir
canımı sıktılarmı da
patlarım bir anda
volkan misalı:Ağrı Dağı,Hasan Dağı...
bazan küçük bir köy olurum
yolboyu köyleri gibi insan kokan
Fildişi sahilleri gibi taze kokan
ve hiç durmadan
uzanıp giderim
bazen şirin bir kasaba
ya da
büyük bir şehir gibi,nüfus
bu şenliklerden sonra
bir ova kenarında
yoluma dalıp,öylece
güneşin halsizleşmesiyle
hicranlarda kaybolup giderim
SEMİH KÜÇÜK
|